Borç İtiraz Dilekçesi: Nasıl Yazılır ve Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar (Yargıtay Kararlarıyla)
Borç İtiraz Dilekçesi Nedir?
Borç itiraz dilekçesi, ilamsız icra takibi veya haciz ihbarnamesi muhatabı olan borçlunun ya da üçüncü kişinin, aleyhine başlatılan takibe, borcun esasına, ferilerine, faizine, takibin mükerrerliğine veya muacceliyetine karşı koymasını sağlayan yasal bir irade beyanıdır. Borçlular tarafından sıkça sorulan konulardan biri de borç itiraz dilekçesi nasıl yazılır sorusudur. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 62. maddesinin birinci fıkrası uyarınca:
(Değişik: 18/2/1965-538/33 md.)
İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (Değişik ikinci cümle: 17/7/2003-4949/13 md.) İtiraz, takibi yapan icra dairesinden başka bir icra dairesine yapıldığı takdirde bu daire gereken masrafı itirazla birlikte alarak itirazı derhal yetkili icra dairesine gönderir; alınmayan masraftan memur şahsen sorumludur.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 11.05.2011 tarihli ve E. 2011/2062, K. 2011/6202 sayılı ilamında ifade edildiği üzere, borçlunun icra dosyasına sunduğu başvuru içeriği esas alınarak değerlendirme yapılmakta olup “davalı borçlu …’ın ödeme emrine yönelik 28.09.2010 havale tarihli başvurusu içeriği itibariyle borca itiraz niteliğindedir” tespitiyle usulün özü ortaya konulmaktadır.
Benzer şekilde, İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesi gereğince üçüncü şahıslara tebliğ edilen haciz ihbarnamelerinde de itiraz mekanizması bulunmaktadır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 18.02.2014 tarihli ve E. 2014/450, K. 2014/2618 sayılı kararında vurgulandığı üzere; “3. şahıs borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur.”
Borç İtiraz Dilekçesi Nasıl Yazılır?
Borç itiraz dilekçesinde kanunen katı bir lafzi şekil şartı aranmamaktadır. Borçlunun açıkça takibe ve borca karşı çıktığını ortaya koyan iradesi yeterlidir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 14.11.2016 tarihli ve E. 2016/6019, K. 2016/23429 sayılı kararında açıklandığı üzere:
- “İtirazın yazılı yapılması halinde, bu hususta sınırlayıcı yasal bir düzenleme olmadığından, belirli sözcüklerin kullanılması zorunlu değildir”
- “Borçlunun; “borçlu değilim”, “borcum yoktur”, “alacaklının takibe yetkisi yoktur”, “senet sahtedir”, “itiraz ediyorum”, “borçtan sorumlu değilim” ve sair şekilde itiraz istemini dile getiren, itiraz iradesini ortaya koyan sözcüklerin kullanılması yeterlidir”
- “Bu konuda, kullanılan sözcüklerin sözlük anlamına bakılmayıp, onu kullanan kişinin gerçek maksat ve isteği göz önünde tutulmalıdır”
- “Borçlunun dilekçesinden genel olarak “itiraz iradesi” çıkarılabiliyorsa, bu geçerli bir itiraz olarak kabul edilmelidir”
Bununla birlikte, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 25.03.2014 tarihli ve E. 2014/5906, K. 2014/8660 sayılı kararında belirtildiği gibi; “borçlunun icra müdürlüğüne verdiği dilekçede, mükerrer takip yapıldığını, faiz talep edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, alacağın muaccel olmadığını beyan ettiği bu beyanların borca itiraz niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır” kuralı gereğince somut itiraz gerekçeleri dilekçeye yansıtılmalıdır.
Dilekçenin gövdesinde maddi hatalar ya da çelişkili ifadeler yer alsa dahi sonuç kısmındaki talep belirleyicidir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 03.04.2012 tarihli ve E. 2012/1644, K. 2012/5486 sayılı ilamında; “Davalı vekili, ödeme emrine itiraz dilekçesinde “Takip alacaklısının asıl alacak miktarı olarak belirttiği 6.968,86 TL müvekkil şirket tarafından kabul edilmektedir” ifadesini kullanmış ise de aynı dilekçenin sonuç bölümünde “Tarafımızdan takibin tamamına, borca, faize, faiz oranı ile her türlü ferilerine yasal sürede itiraz edilmesi nedeniyle takibin durdurulmasına karar verilmesini talep ediyoruz” şeklinde beyanda bulunmuştur” denilmiş ve “Dolayısıyla hem taraflar hem de İcra Müdürü tarafından ödeme emrine itiraz dilekçesindeki sonuç kısmındaki beyan esas alınmak suretiyle takip konusu asıl alacak da dahil olmak üzere ödeme emrinin tamamına itiraz edildiği kabul edilmiş ve takip bütünüyle durdurulmuştur” sonucuna varılmıştır.
İtiraz Dilekçesinde Bulunması Gereken Bilgi ve Unsurlar
- İcra Dairesi ve Dosya Bilgisi: Takibin yürütüldüğü yetkili icra dairesinin adı ve takip dosya numarası açıkça gösterilmelidir.
- Tarafların Kimlik ve Adres Bilgileri: Alacaklı ve borçlunun ad-soyadı/unvanı ile İcra ve İflas Kanunu’nun 62/3. maddesi gereği borçlunun yurt içi tebligat adresi yer almalıdır.
- İtiraz İradesi ve Kapsamı: Borcun tamamına mı yoksa belirli bir kısmına mı itiraz edildiği netleştirilmelidir. Borcun ferilerine, faiz oranına veya takibin mükerrerliğine dair somut beyanlara yer verilmelidir.
- İmza: Dilekçe altında borçlunun veya vekilinin geçerli imzası bulunmalıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 15.10.2012 tarihli ve E. 2012/11032, K. 2012/29286 sayılı kararında; “ilgili maddede dilekçenin itiraz eden borçlu tarafından bizzat icra dairesine getirilip tesliminin zorunlu olduğu yönünde bir hüküm bulunmamaktadır” denilmiş ve “Önemli olan borçlunun dilekçe altına atılan imzaya karşı çıkmamasıdır” ilkesi kabul edilmiştir.
Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
- Kısmi İtirazda Açıklık Kuralı: İcra ve İflas Kanunu’nun 62/4. maddesi gereğince:Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısman cihet ve miktarını açıkca göstermesi lazımdır. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır.Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 02.11.2015 tarihli ve E. 2015/14000, K. 2015/26291 sayılı kararında, borçlunun “Saniyen talep edilen alacak miktarı fahiştir. Yanlıştır. Bu konudaki itirazlarımızı da mahal icra dairesinde takibin açılmasına müteakip sunacağız” beyanı ele alınmış ve “Borçlunun bu beyanının borca itiraz niteliğinde açık bir irade beyanı olmadığı gibi, bu beyanın borca kısmi itiraz olarak değerlendirilmesi halinde ise, itiraz edilen borç miktarı açıkça gösterilmediğinden, borca kısmi itiraz olarak kabulü de mümkün değildir.” denilerek takibin durdurulamayacağı belirtilmiştir. Buna karşın, borçlu asıl alacağı kabul edip yalnızca faiz oranına itiraz etmişse Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 24.04.2014 tarihli ve E. 2014/9455, K. 2014/12024 sayılı ilamı uyarınca “yasal faiz üzerinde talep edilen faize itiraz ettiğinin kabulü gerekir.”
- İtirazın Yetkili Merciye Sunulması: İlamsız icra takiplerinde itiraz doğrudan icra dairesine sunulmalıdır; icra mahkemesine dilekçe verilmesi geçersizdir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 03.04.2015 tarihli ve E. 2014/35128, K. 2015/8423 sayılı kararında; “Takibin şekline göre İİK’nun 62. maddesi uyarınca her türlü itirazın icra dairesine bildirilmesi zorunludur” ve “Borçlunun borca kısmi itirazını da 7 gün içinde icra dairesine bildirmesi gerekli olup, icra dairesi yerine icra mahkemesine başvurması hukuki bir sonuç doğurmaz” tespiti yapılmıştır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 08.10.2018 tarihli ve E. 2018/13198, K. 2018/9330 sayılı ilamında da “takibin şekline göre borçlunun itirazlarını, icra dairesi yerine icra mahkemesine bildirmesi yasal olmadığı gibi, yanlış merciye başvurusunun da hukuki sonuç doğurmayacağı açıktır” denilmiştir. Aynı şekilde alacaklıya doğrudan yazılan dilekçe de geçersizdir; Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 24.06.2010 tarihli ve E. 2010/12614, K. 2010/16511 sayılı ilamında “Bunun haricinde yapılan itirazların hukuken bir geçerliliği bulunmamaktadır.” değerlendirmesi yer almıştır.
- UYAP Üzerinden Yapılan İşlemlerde İçerik Şartı: Elektronik ortamda yapılan itirazlarda sadece sistem butonunun kullanılması yetersizdir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 04.04.2023 tarihli ve E. 2022/9750, K. 2023/2305 sayılı kararında belirtildiği üzere; “Uyap sisteminde borca itiraz sekmesinin seçilmesinin kanunun bahsettiği anlamda itiraz iradesinin ortaya konulması amacına hizmet etmediği, beyan dilekçesinin içeriğinin önemli olduğu” ve “süresi içerisinde gönderilmeyen dilekçeye dayanılarak sadece UYAP sisteminde borca itiraz başlığının seçildiğinden bahisle takibin durdurulmasının kanunun amacına aykırı olacağı” hükme bağlanmıştır. Ayrıca takip dosyasıyla ilgisiz beyanlar hakkında “dilekçe içeriğinin şikayete konu takip dosyası ile ilgili olmadığından bunun itiraz dilekçesi olarak kabulünün mümkün olmadığı” kabul edilmiştir.
- Belgenin Denetlenebilirliği: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 05.11.2012 tarihli ve E. 2012/14745, K. 2012/31579 sayılı kararında; “PTT aracılığıyla gönderildiği belirtilen belge dosya içerisine girmemiş ve belgenin içeriği belirlenememiştir” tespiti yapılarak “içeriği belirlenemeyen gönderinin itiraz dilekçesi olarak kabul edilerek şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir” denilmiş ve içeriği belirsiz evrakın itiraz teşkil etmeyeceği hükme bağlanmıştır.
Dilekçedeki Maddi Hataların İtiraza Etkisi
İtiraz dilekçesinde icra dairesi adı, takip yılı veya dosya numarasının yanlış yazılması, dilekçe metninden borçlunun gerçek iradesi ve itiraz edilen asıl takip dosyası anlaşılabiliyorsa hak kaybına yol açmaz:
| Hatanın Türü | Yargı Kararı ve Değerlendirme | Hukuki Sonuç |
|---|---|---|
| İcra Müdürlüğü İsminin Yanlış Yazılması | Yargıtay 12. HD, 02.07.2025, 2025/2672-2025/5116 : “2024/13 E. olan takip dosya numarasının, taraflarının ve itiraz dilekçesi içeriğinin şikayete konu takip dosyası ile uyumlu olduğu görüldüğünden, sadece icra müdürlüğünün yanlış yazılmasının, itirazın geçerli bir itiraz olarak kabul edilmemesi şeklinde yorumlanamayacağının kabulü gerekir” | İtiraz geçerlidir, aksi kabul hak kaybına neden olur. |
| Başlık Kısmında Daire İsmi Yanılgısı | Yargıtay 8. HD, 10.09.2018, 2017/14741-2018/15364 : “Bu durumda mahkemece, itiraz dilekçesinin başlık kısmının … 1. İcra Müdürlüğü olarak yazılmasının maddi hatadan kaynaklı yanılgı olarak değerlendirilerek takibe itirazın süresi içinde yapıldığının kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm kurulması yerinde olmamıştır” | Maddi hata kabul edilir, itiraz süresinde sayılır. |
| Dosya Numarasının Hatalı Gösterilmesi | Yargıtay 12. HD, 27.02.2018, 2016/28843-2018/2037 : “Maddi hata sonucu (dilekçe içeriğinde doğru takip dosyası numarası ve taraflarına ilişkin bilgilere yer verildiği de gözetildiğinde) dosya numarasının itiraz dilekçesinde yanlış yazılması hakkın zayii olmasına neden olmaz.” | Süresinde sunulmuş itiraz geçerlidir, takip durur. |
| Tebliğden Önce Haricen Öğrenilip Dosya No Yanlışlığı Yapılması | Yargıtay 19. HD, 16.06.2010, 2009/11219-2010/7613 : Tebliğden önce yapılan itirazda dosya numarası hatalı yazılmış, tebliğden sonra düzeltme dilekçesi verilmişse itiraz süresindedir. | İşin esasına girilerek deliller toplanmalıdır. |
| Örnek Takip Dosyalarının Birbirine Karıştırılması | Yargıtay 12. HD, 06.06.2012, 2012/1550-2012/19494 : İki ayrı takip dosyasının numarası çapraz yazılsa dahi dilekçe içeriği hangi takibe ait olduğunu açıkça gösteriyorsa işlem içerik doğrultusunda yürütülür. | Dilekçe içeriği esas alınarak takibe devam/durdurma kararı verilir. |
| Haciz İhbarnamesinde Takip Yılının Yanlış Yazılması | Yargıtay 8. HD, 18.02.2014, 2014/450-2014/2618 : 3. şahsın itirazında takip yılı 2011 yerine sehven 2012 yazılmış ancak taraf bilgileri doğru gösterilmiştir. | Birinci haciz ihbarnamesine süresinde itiraz sayılır; 2. ve 3. ihbarname gönderilemez. |
Usul, Havale ve Yasal Süreler
- İtiraz Süresi ve Başlangıcı: İlamsız icra takiplerinde kural olarak itiraz süresi, ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren yedi gündür. Ödeme emri tebliğ edilmemiş olsa dahi, alacaklının takibi sürdürme iradesi varsa borçlu takipten haricen haberdar olup yedi gün içinde geçerli şekilde itiraz edebilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 12.12.2023 tarihli ve E. 2023/1991, K. 2023/8566 sayılı ilamında; “borçluya ödeme emrinin tebliğ edilmemesi halinde, borçlunun takipten haricen haberdar olup yedi gün içinde itirazını icra dairesine bildirdiğinin ve alacaklının da anlaşmazlığı ve takibi sürdürme iradesinin mevcut olduğunun anlaşılması halinde ödeme emri tebliğ edilemese bile borçlunun itirazı geçerlidir.” tespiti yapılmıştır.
- Dilekçenin Havalesi ve İcra Tutanağına Kaydı: İtiraz dilekçesinin icra dairesine sunulması tek başına yeterli olmayıp icra tutanağına geçirilmesi veya resmi havale/alındı belgesi bağlanması zorunludur:
- Hukuk Genel Kurulu’nun 16.04.2019 tarihli ve E. 2017/745, K. 2019/463 sayılı ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 11.12.2014 tarihli ve E. 2014/24832, K. 2014/30144 sayılı kararlarında: “İİK.nun 8. ve İcra İflas Kanunu Yönetmeliği’nin 22/2. maddesi gereğince, icra ve iflas daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vaki talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar.”, “Ödeme emrine itiraz dilekçesinin icra memuruna havale ettirilip icra tutanağına yazdırılmış olması gerekir.” ve “Çünkü ödeme emrine itiraz tarihi, itiraz dilekçesindeki tarih olmayıp bu dilekçenin icra tutanağına geçirildiği tarihtir” ilkeleri benimsenmiştir.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 06.06.2016 tarihli ve E. 2016/4069, K. 2016/4438 sayılı kararında; “İcra müdürlüğü tarafından dosyaya havale edilmeyen, dosyaya alındığına dair belge düzenlenmeyen dilekçeye değer verilemez” denilmiş; dilekçede tarih ve havalenin bulunmadığı hallerde itirazın yasal sürede yapıldığının ispatlanamayacağı vurgulanmıştır.
- İtiraz sözlü yapılacaksa İİK m. 8/1 uyarınca icra tutanağı düzenlenmeli, tutanak ilgililer ve memur tarafından imzalanmalıdır.
- Başka Yer İcra Dairesi Aracılığıyla İtiraz (Muhabere Usulü): Borçlu takibin açıldığı yerden başka bir yerdeki icra dairesine de itiraz sunabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.02.2016 tarihli ve E. 2014/728, K. 2016/154 sayılı kararında; “11.05.2005 tarih 25783 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin 10. maddesine göre, başka yer icra ve iflâs dairelerine gönderilmek üzere verilen dilekçelere ilişkin bilgiler, sıra numarası, evrakın tarih ve numarası, gönderilen veya gönderen daire, geliş veya gönderilme tarihi, evrakın özeti ve düşünceler sütunlarını içeren muhabere kaydına kaydolunur ve bu şekilde başka yer icra dairesine yapılan itiraz, itiraz dilekçesinin geliş tarihinin gösterildiği muhabere kaydı tarihinde yapılmış sayılır.” hükmü açıklanmıştır.
İtiraz Süreci ve Sonrası
Borca veya takibe usulüne uygun şekilde itiraz edilmesinin ardından takip hukukunda şu sonuçlar doğar:
- Takibin Durması: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 66. maddesi gereğince:(Değişik: 18/2/1965-538/36 md.) Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz müddetinde değilse alacaklının talebi üzerine icra memuru takip muamelelerine alacağın tamamı için devam eder. Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itirazda bulunmuşsa takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur. Borçlu itirazında imzayı reddetmişse alacaklı derhal icra dairesinden tatbika medar imzaların celbini istiyebilir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 11.05.2011 tarihli ve E. 2011/2062, K. 2011/6202 sayılı ilamında belirtildiği gibi “Süresi içinde ödeme emrine yapılan itiraz ile icra takibi kendiliğinden durur”. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 06.06.2012 tarihli ve E. 2012/1546, K. 2012/19486 sayılı ilamında ise, süresinde itiraz neticesinde takip kesinleşmediğinden konulmuş olan hacizlerin kaldırılması gerektiği belirtilmiştir.
- Kısmi İtiraz Halinde Takibin Seyri: Borçlu alacağın sadece bir kısmına itiraz etmiş ve bu kısmı açıkça belirtmişse, kabul ettiği kısım yönünden takip kesinleşir ve takibe bu miktar üzerinden devam olunur. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 24.04.2014 tarihli ve E. 2014/9455, K. 2014/12024 sayılı kararında açıklandığı üzere, borcun yalnız bir kısmına itiraz halinde takibin tamamen durdurulması kanuna aykırı olup icra müdürlüğünce “takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur”.
- İtiraz Edilmemesinin veya Sürenin Kaçırılmasının Sonucu: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 05.11.2012 tarihli ve E. 2012/14745, K. 2012/31579 sayılı ilamında belirtildiği üzere, yedi günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemesi halinde icra takibi kesinleşir. Aynı şekilde İİK m. 89 uyarınca üçüncü kişi 7 gün içinde itiraz etmezse mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır.
- İtirazın Hükümden Düşürülmesi Yolları: Takibin durması üzerine alacaklının takibe devam edebilmesi borçlunun itirazını bertaraf etmesine bağlıdır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 11.05.2011 tarihli ve E. 2011/2062, K. 2011/6202 sayılı kararında belirtildiği üzere; “İcra takibine devam edebilmesi için alacaklının İİK’nun 68. maddesi uyarınca icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını veya İİK.nun 67. maddesine göre genel mahkemeden itirazın iptalini istemesi ve olumlu karar alması zorunludur”. Alacaklının İİK m. 68 kapsamındaki belgelere dayanması halinde itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını talep etme hakkı bulunmaktadır.