HAGB Nedir? Şartları, Hukuki Sonuçları, İtiraz ve İstinaf Yolları (2026 Güncel Rehber)
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), Türk ceza muhakemesi hukukunda sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün belirli yasal koşulların gerçekleşmesi halinde, belirli bir denetim süresi boyunca hukuki varlık kazanmasını erteleyen karma nitelikte bir ceza muhakemesi kurumudur. Uygulamada ve internet aratmalarında vatandaşların en çok merak ettiği konuların başında gelen HAGB, mahkûmiyet kararının sanık üzerindeki olumsuz etkilerini geçici olarak donduran ve denetim süresinin başarıyla atlatılması durumunda dahi ortadan kaldıran özel bir statü sunar.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu (18.06.2025, E. 2024/95, K. 2025/268), kararında bu kurumu “bünyesinde iki karar barındıran bir kurum” olarak tanımlamıştır. Bu yapıdaki birinci karar, duruşma sonunda tefhim veya tebliğ edilen ancak henüz hukuki sonuç doğurmayan mahkûmiyet hükmüdür; ikinci karar ise bu mahkûmiyet hükmünün varlık kazanmasını engelleyen geri bırakma kararıdır. Benzer şekilde Yargıtay 18. Ceza Dairesi de (26.02.2019, E. 2018/8133, K. 2019/3827) HAGB’yi sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan bir kurum olarak nitelendirmiştir. Daire, kararında HAGB kararı verilebilmesi için öncelikle sanığın isnat edilen suçu işlediğinin yapılan yargılama sonucunda kesin olarak belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle değişik 231. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca: “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.”
Anayasa Mahkemesi kararlarında da (Örneğin; B. No: 2014/19954, 12/6/2018; B. No: 2013/9381, 3/3/2016) kurumun kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmayacağı ilkesi sıkça yinelenmiştir. Yakın tarihli Anayasa Mahkemesi kararlarında (B. No: 2023/8003, 18.11.2025; B. No: 2021/14841, 14.01.2026; B. No: 2021/49580, 09.04.2026) ise yasal değişikliklerle birlikte kurumun müsadere hükümleri hariç olmak üzere sanık aleyhine hukuki sonuç doğurmayacağı esasına kesin olarak bağlandığı vurgulanmıştır. Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin B. No: 2021/14841 sayılı kararının karşı oy yazısında, HAGB’nin cezai anlamda bir mahkûmiyet hükmü olmadığı ve bireyselleştirme aracı niteliği taşıdığı görüşü savunulmuştur.
HAGB Şartları Nelerdir? (2026 Güncel Yasal Şartlar)
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun (RG 31.07.2026) ile şekillenen güncel altıncı fıkrasına ve yargı içtihatlarına göre, bir dosya hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için şu yasal şartların bir arada bulunması zorunludur:
- Ceza Miktarı ve Türü: Yargılama sonucunda hükmolunan hapis cezasının iki yıl veya daha az süreli olması ya da adli para cezasına hükmedilmiş olması gerekir (CMK m. 231/5; AYM B. No: 2013/9381; Yargıtay 18. Ceza Dairesi). İki yılı aşan hapis cezalarında HAGB uygulanması yasal olarak mümkün değildir.
- Adli Sicil Durumu: Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması şarttır (CMK m. 231/6-a). Sanığın geçmişindeki adli sicil kaydı bu aşamada hâkim tarafından titizlikle incelenir.
- Kanaat Kriteri: Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda bir kanaate varılması aranır (CMK m. 231/6-b). Bu unsur, hâkimin takdir yetkisi kapsamındadır.
- Zararın Giderilmesi: Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı maddi zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir (CMK m. 231/6-c). Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi (04.03.2020, E. 2018/4084, K. 2020/660) somut olayda maddi zarar bulunmamasını da bu kapsamda değerlendirmiştir.
- İnkılap Kanunları Kapsamında Olmama: Yargıtay 18. Ceza Dairesi ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi (08.04.2015, E. 2015/9318, K. 2015/12507) kararlarında belirtildiği üzere, suçun Anayasa’nın 174. maddesinde koruma altına alınan inkılap kanunlarında yer alan suçlardan olmaması gerekir.
- Kötü Muamele ve Eziyet Yasağı: 7589 sayılı Kanun’la değişik CMK m. 231/14 uyarınca; işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında HAGB kesinlikle uygulanamaz.
Sanığın Kabul Şartı Kaldırıldı mı? Hukuki Değişiklikler Ne Anlama Geliyor?
HAGB müessesesinde geçmiş dönemlerde en çok tartışılan konulardan biri sanığın rızasıydı. Eski dönemde mülga fıkra hükmü uyarınca “Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez” kuralı geçerliydi (AYM B. No: 2016/9607; Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2024/23139, K. 2025/15851).
Ancak Anayasa Mahkemesi kararlarında (B. No: 2023/83574, 25.03.2025; B. No: 2021/15508, 16.07.2025; B. No: 2024/33747, 02.07.2025) iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ile cezalandırılan sanık hakkında HAGB verilmesini öngören şartlar ele alınmış; akabinde yapılan yasal düzenlemelerle sanığın kabul etmemesi hâlinde HAGB kararı verilemeyeceğine ilişkin hüküm yürürlükten kaldırılmıştır. Böylelikle, şartların oluştuğuna kanaat getirmesi hâlinde mahkemelerin re’sen (kendiliğinden) HAGB kararı verebilmesi sistemi getirilmiştir (AYM B. No: 2023/106625, 03.07.2025).
Zaman bakımından uygulama konusunda Yargıtay 3. Ceza Dairesi (27.05.2025, E. 2024/23139, K. 2025/15851), sanığın kabul şartı kaldırılmış olmasına rağmen, 1 Haziran 2024 tarihinden önce verilen HAGB kararları yönünden sanığın kabul iradesinin mevcudiyetinin aranmaya devam edilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır.
HAGB Kararının Verilme Usulü, Re’sen İnceleme ve Gerekçe Zorunluluğu
Yargıtay 18. Ceza Dairesi içtihatlarına göre, HAGB koşullarının oluşup oluşmadığının hâkim tarafından re’sen (kendiliğinden) araştırılması ve kararda denetime elverişli şekilde gerekçelendirilmesi zorunludur. Anayasa Mahkemesi de (B. No: 2016/9607, 10/1/2019) HAGB talebi veya koşulları hakkında açık ve denetlenebilir bir gerekçe kurulmamasını gerekçeli karar hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir.
Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesi (B. No: 2022/40176, 22.05.2024 ve B. No: 2017/6883, 18/10/2023) kararlarında şu kritik ilke vurgulanmıştır: “Sanığa HAGB’yi kabul edip etmediği sorulmadan önce hüküm kurulmalı ve sanık kurulan hükmün sonucundan tefhim veya tebliğ yoluyla haberdar edilmelidir.” Sanığın ne ile mahkûm olduğunu, cezanın miktarını ve içeriğini tam olarak bilmeden kanun yolundan feragat etmesinin anayasal güvencelere ve adil yargılanma hakkına açıkça aykırı olduğu ifade edilmiştir.
HAGB Kararının Sanık, Hüküm ve Denetim Süreci Bakımından Sonuçları
1. Mahkûmiyet Hükmünün Askıda Olması ve Adli Sicil Durumu
Anayasa Mahkemesinin aktardığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu değerlendirmesinde (B. No: 2020/23944, 03.10.2024), kurulan mahkûmiyet hükmünün denetim süresince tamamen askıda kaldığı, sanık hakkında doğmamış sayıldığı ve kişinin bu süre zarfında hükümlü değil sanık sıfatını korumaya devam ettiği açıklanmıştır.
CMK m. 231/13 ve Anayasa Mahkemesi (B. No: 2013/9381) kararlarına göre, HAGB kararları adli sicile (adli sicil sabıka kaydına) değil, bunlara mahsus özel bir sisteme kaydedilir. Bu gizli kayıtlar ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya savcılıkça talep edilmesi halinde incelenebilir.
2. Müsadere İstisnası
CMK m. 231/5 fıkrasının güncel metnine göre müsadere (el koyma/müsadere) kararları HAGB’nin hukuki sonuç doğurmama kuralının tek istisnasını oluşturur. Ancak Anayasa Mahkemesi (B. No: 2023/8003, 18.11.2025; B. No: 2021/14841, 14.01.2026), HAGB ile birlikte verilen müsadere kararlarının infazındaki belirsizliklerin mülkiyet ve adil yargılanma haklarını ihlal edebileceğine dikkat çekmiştir.
3. İdari ve Mesleki Süreçler (Memuriyete ve Polisliğe Etkisi)
HAGB kararlarının memuriyet ve mesleğe kabul süreçlerindeki etkisi sıklıkla araştırılmaktadır. Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu (09.12.2024, E. 2023/2824, K. 2024/3296), polis meslek eğitimine kabul şartları kapsamında HAGB kaydına dayanılarak adaylıkla ilişiğin kesilmesini şu gerekçeyle onamıştır: “Dava konusu Yönetmelik kuralı, yalnızca polislik mesleğini icra edecek olan kişilerin polis öğrenciliğine girişte taşıması gereken şartlardan birini, başka bir deyişle bu hizmeti yürütecek kişilerde bulunması gereken bir niteliği hükme bağlamaktadır.” Kurul bu işlemin bir ceza yaptırımı niteliği taşımadığını kabul etmiştir. Kurulun karşı oyunda ise HAGB’ye dayanılarak bu tür idari işlemler tesis edilmesinin masumiyet karinesini zedeleyebileceği savunulmuştur.
Denetim Süresi, Yükümlülükler ve HAGB’nin Düşmesi / İhlali
Denetim Süresi ve Zamanaşımı
5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin sekizinci fıkrasına göre sanık 5 yıl denetim süresine tabi tutulur (Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi; AYM B. No: 2021/14841). Yargıtay 18. Ceza Dairesi ise suça sürüklenen çocuklar bakımından denetim süresinin 3 yıl olduğunu aktarmıştır. CMK m. 231/8 uyarınca bu denetim süresi içinde dava zamanaşımı durmaktadır.
Denetim Süresinde Yeniden HAGB Yasağı
Denetim süresi içinde kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha HAGB kararı verilemez (CMK m. 231/8). Ancak Yargıtay 18. Ceza Dairesi, bu kuralı getiren 6545 sayılı Kanun değişikliğinin yürürlük tarihinden önce işlenen suçlarda geçmişe yürütülemeyeceğini hükme bağlamıştır.
Mahkeme Tarafından Belirlenebilecek Tedbirler
Mahkeme, denetim süresi içinde bir yılı aşmamak üzere sanığın mesleki eğitim programına devam etmesi, gözetim altında çalışması veya belirli yerlere gitmekten yasaklanması gibi denetimli serbestlik tedbirleri belirleyebilir (CMK m. 231/8).
Sürecin Başarıyla Tamamlanması (Düşme Kararı)
Anayasa Mahkemesi (B. No: 2020/23944) kararında belirtildiği üzere; “Sanık, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemediği ve mahkemece öngörülen denetimli serbestlik tedbirine uygun davrandığı takdirde açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet hükmü ortadan kaldırılmaktadır.” Yargıtay 18. Ceza Dairesi bu durumu, sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisi olarak nitelendirmiştir.
HAGB’nin İhlali ve Hükmün Açıklanması
CMK m. 231/11 uyarınca denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde mahkeme hükmü açıklar. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi (07.06.2018, E. 2017/2062, K. 2018/784), hükmün açıklanabilmesi için yeni suçun HAGB kararının kesinleşmesinden sonraki denetim süresi içinde işlenmesi ve bu suçun kesinleşmiş mahkûmiyet hükmüyle sabit olması gerektiğine; denetim süresinde işlendiği ileri sürülen fiilin de HAGB ile sonuçlanmış olması hâlinde hükmün açıklanamayacağına hükmetmiştir.
HAGB Kararına Karşı Başvurulabilecek Kanun Yolları (İtiraz, İstinaf ve Temyiz)
HAGB kararlarına karşı kanun yolları yargı içtihatlarında ve yasal düzenlemelerde iki farklı dönem halinde değerlendirilmektedir:
1. Eski Uygulama (İtiraz Yolu ve Tartışmaları)
Eski düzenlemede CMK m. 231/12 gereğince “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir” hükmü uygulanmaktaydı. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (18.06.2025, E. 2024/95, K. 2025/268) ve Yargıtay 14. Ceza Dairesi (07.01.2019, E. 2018/4780, K. 2019/2), itiraz merciinin sadece şekli bir denetim yapmayıp, suçun sübutu ve nitelendirilmesi gibi esas yönünden de değerlendirme yapması gerektiğini benimsemiştir. Anayasa Mahkemesi ise pek çok kararında (B. No: 2021/15508; B. No: 2023/106625; B. No: 2022/798; B. No: 2017/6883) itiraz mercilerinin dosya üzerinden soyut gerekçelerle inceleme yapmasını ifade özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı ihlali saymıştır.
2. Güncel Uygulama (İstinaf ve Temyiz Yolu)
5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle değişik (ve 2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanun’la getirilen sistemi devam ettiren) on ikinci fıkrası uyarınca yeni dönem netleştirilmiştir:
“272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.”
Anayasa Mahkemesi kararlarında da (B. No: 2023/83574, 25.03.2025; B. No: 2023/106625, 03.07.2025; B. No: 2021/49580, 09.04.2026; B. No: 2021/23015, 05.11.2025) bu düzenlemeyle birlikte kural olarak HAGB kararlarına karşı istinaf yoluna gidilebileceği, istinaf mahkemesi kararları hakkında temyiz kurallarının uygulanacağı ve incelemenin usul ile esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden yapılacağı açıklanmıştır.
Başvuru Usulü, Süresi ve Diğer Kanun Yolları
- Başvuru Şekli ve Süresi: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi kararlarında vurgulandığı üzere; kanun yolu başvurusu, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde kararı veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine beyanda bulunularak tutanak tutturulması suretiyle yapılır. Başvuru başka bir yer mahkemesi aracılığıyla da gönderilebilir.
- Açıklanan Hükme Karşı Kanun Yolu: CMK m. 231/11 gereğince denetim süresinde suç işlenmesi sebebiyle açıklanan mahkûmiyet hükmüne karşı itiraz yoluna başvurulabilir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi çoğunluğu (25.09.2024, E. 2023/1169, K. 2024/12802), açıklanan hükümde cezanın tür ve miktarı yönünden temyiz sınırının altında kalınması sebebiyle temyiz talebini reddetmiştir.
- Kanun Yararına Bozma: Kesinleşen HAGB kararları veya itiraz ret kararlarındaki hukuka aykırılıklar CMK m. 309 uyarınca olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozmaya konu edilebilmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular (HAGB SSS)
Hayır. CMK m. 231/13 ve Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca HAGB kararları normal adli sicil kaydında (sabıka kaydında) görünmez; yalnızca bu amaçla tutulan özel ve gizli bir sistemde saklanır. Bu kayıtlar ancak bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında savcılık veya mahkemelerce görülebilir.
HAGB teknik olarak bir mahkûmiyet hükmü olmadığından doğrudan memuriyete engel bir ceza mahkûmiyeti olarak nitelendirilemez. Ancak ilgili kurumların (örneğin polislik veya kamu personeli alımı) özel mevzuatlarında aranan “nitelik ve güvenlik soruşturması” şartları çerçevesinde idari kararlara konu olabilmektedir. Nitekim Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu kararlarında bu durum bir disiplin cezası değil, mesleğin niteliğine uygunluk şartı olarak değerlendirilmektedir.
5271 sayılı Kanun’un güncel düzenlemeleri uyarınca, kurulan HAGB kararlarına karşı kural olarak istinaf yoluna başvurulabilir. İnceleme, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilir.
5 yıllık denetim süresi (çocuklar için 3 yıl) içerisinde kasıtlı yeni bir suç işlenmesi veya mahkemenin belirlediği yükümlülüklere uyulmaması hâlinde, mahkeme hükmü açıklayarak cezayı infaz sürecine sokar.