Makale

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu: Unsurları, Cezası ve Yargıtay Uygulaması

· Ceza Hukuku

1. Suçun Kapsamı, Unsurları ve Oluşum Şekilleri

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 134. maddesinde düzenlenmiştir. Bununla birlikte, özel hayat kavramının kapsamı yalnızca kişinin dört duvar arasında yaşadığı ve başkalarından gizlediği olaylarla sınırlı değildir.

Yargıtay uygulamasında özel hayat kavramı daha geniş değerlendirilmektedir. Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 11.09.2019 tarihli, E. 2019/4369 ve K. 2019/8633 sayılı kararında özel hayat; “herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamı” şeklinde tanımlanmıştır.

Benzer şekilde Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 11.12.2024 tarihli, E. 2023/2826 ve K. 2024/7417 sayılı kararında da özel hayatın yalnızca “kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantı” olmadığı belirtilmiştir. Buna göre kavram; kişinin herkes tarafından bilinmeyen veya bilinmesi gerekmeyen, kendisine özgü hayat olaylarını ve bilgilerini de kapsamaktadır.

Özel Hayatın Belirlenmesinde Dikkate Alınan Ölçütler

Yargıtay uygulamasına göre bir eylemin özel hayatın gizliliğini ihlal edip etmediği belirlenirken somut olayın özellikleri dikkate alınmalıdır.

Bu kapsamda özellikle;

  • kişinin toplum içindeki konumu,

  • mesleği ve görevi,

  • kamuoyu tarafından tanınıp tanınmadığı,

  • dışa yansıyan davranışları,

  • rızası ve makul öngörüleri,

  • içinde bulunduğu fiziki çevrenin özellikleri,

  • sosyal ilişkileri,

  • yapılan müdahalenin derecesi

gibi ölçütler göz önünde bulundurulmaktadır.

Öte yandan, olayın kamuya açık bir yerde gerçekleşmiş olması tek başına özel hayatın söz konusu olmadığı anlamına gelmez. Yargıtay uygulamasında kamuya açık alanlarda dahi “kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik” prensibinin geçerli olduğu kabul edilmektedir.

Suçun Kayda Alma Yoluyla İşlenmesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 27.02.2023 tarihli, E. 2019/10404 ve K. 2023/570 sayılı kararına göre suçun oluşum şekillerinden biri, kişinin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerin rızası dışında kaydedilmesidir.

Bu durumda kişinin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesin, bilgisi dışında, resim çekme veya kayıt yapma özelliğine sahip bir araçla elektronik, dijital veya manyetik bir ortama sabitlenmesi söz konusu olur.

TCK’nın 134. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, özel hayatın gizliliğinin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde cezanın bir kat artırılacağı düzenlenmiştir.

Suçun İfşa Yoluyla İşlenmesi

Suçun diğer temel görünüm şekli ise özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesidir.

Yargıtay’a göre ifşa; görüntü veya seslerin yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması veya başka herhangi bir şekilde aleniyet kazandırılması anlamına gelebilir.

Dolayısıyla içeriği öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin sunulması halinde TCK’nın 134/2. maddesi gündeme gelebilir.

2. Yargıtay Kararlarında Suçun Oluşumuna Örnekler

Özel ve Mahrem Fotoğrafların Sosyal Medyada Paylaşılması

Yargıtay uygulamasında kişinin fiziksel veya cinsel mahremiyetine ilişkin fotoğrafların rıza dışında sosyal medyada paylaşılması, özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilmektedir.

Örneğin Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 11.03.2024 tarihli, E. 2020/1609 ve K. 2024/1134 sayılı kararında, mağdura ait fiziksel mahremiyete ilişkin özel hayat kapsamında bulunan resimlerin rıza dışında Facebook üzerinden ifşa edilmesi eyleminin TCK’nın 134/2. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu kabul edilmiştir.

Benzer şekilde;

  • Yargıtay 12. CD, 04.09.2023, E. 2020/936, K. 2023/2462,

  • Yargıtay 12. CD, 27.01.2021, E. 2020/871, K. 2021/736,

  • Yargıtay 12. CD, 02.10.2023, E. 2020/948, K. 2023/3504

sayılı kararlarında da fiziksel veya cinsel mahremiyete ilişkin görüntülerin rıza dışında ele geçirilmesi veya yayımlanması değerlendirilmiştir.

Ayrılık Sonrası Özel Fotoğrafların Paylaşılması

Birliktelik veya sevgililik döneminde rıza ile çekilmiş fotoğrafların bulunması, bu görüntülerin daha sonra sınırsız şekilde kullanılabileceği anlamına gelmez.

Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 16.03.2022 tarihli, E. 2022/883 ve K. 2022/2029 sayılı kararında, sevgililik döneminde çekilen özel fotoğrafların Facebook hesabında yayımlanması ve başka kişilere verilmesi iddiası değerlendirilmiştir.

Aynı doğrultuda Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 11.09.2023 tarihli, E. 2021/1746 ve K. 2023/2759 sayılı kararında, sanığın eski birlikteliğine tepki olarak ilişki döneminde çekilmiş ve ilişkinin varlığını ve boyutunu gösteren fotoğrafları Facebook hesabından yayımlaması değerlendirilmiştir.

Bunun yanında Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 14.10.2020 tarihli, E. 2019/2480 ve K. 2020/5221 sayılı kararında da rıza dahilinde çekilmiş özel fotoğrafların daha sonra rıza olmaksızın başkalarının görgüsüne sunulması TCK’nın 134/2. maddesi kapsamında değerlendirilmiştir.

Özel Fotoğrafların E-Posta Yoluyla Gönderilmesi

Özel hayat kapsamındaki görüntülerin yalnızca sosyal medya üzerinden paylaşılması gerekmez. Bu görüntülerin üçüncü kişilere e-posta yoluyla gönderilmesi de ifşa niteliğinde olabilir.

Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 02.12.2013 tarihli, E. 2013/2389 ve K. 2013/27458 sayılı kararı ile 24.01.2018 tarihli, E. 2017/1421 ve K. 2018/830 sayılı kararında, mağdura ait özel fotoğrafların üçüncü kişilere gönderilmesine ilişkin eylemler değerlendirilmiştir.

Kamuya Açık Alanda Yapılan Çekimler

Kamuya açık alanda gerçekleşen her görüntü kaydı otomatik olarak özel hayatın dışında kabul edilmemektedir.

Örneğin Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 15.04.2024 tarihli, E. 2020/1257 ve K. 2024/1712 sayılı kararında, sanığın sokakta yürüyen kişilere cep telefonunun kamerasını odaklayarak çekim yapması ve çektiği görüntüleri rıza dışında Facebook üzerinden yayımlaması değerlendirilmiştir.

Yargıtay, somut olayda sübut bulan eylemin TCK’nın 134/2. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu sonucuna ulaşmıştır.

Öğrenci Görüntülerinin Rıza Dışında Yayımlanması

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 13.10.2014 tarihli, E. 2014/2926 ve K. 2014/19496 sayılı kararında ise öğretmenin öğrencisine ait görüntüleri, mağdur ve ailesinin rızası olmaksızın kendi Facebook hesabında yayımlaması değerlendirilmiştir.

Yargıtay, somut olayda eylemin TCK’nın 134/2. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir.

3. TCK m. 134’te Düzenlenen Ceza ve Güncel Yasal Düzenleme

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunun Cezası

5237 sayılı TCK’nın 134. maddesinin güncel metnine göre:

“(1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.”

Buna göre, özel hayatın gizliliğinin ihlali bakımından temel ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıdır.

Ancak ihlal görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle gerçekleştirilirse ceza bir kat artırılır. Buna karşılık, özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi halinde TCK m. 134/2 kapsamında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

Yargıtay Kararları ile Güncel Kanun Metni Arasındaki Fark

Yargıtay kararlarında somut olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine atıf yapılabilir. Bu nedenle karar metnindeki ceza miktarı ile güncel TCK metninin birbirinden ayrılması gerekir.

Örneğin Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 14.10.2020 tarihli, E. 2019/2480 ve K. 2020/5221 sayılı kararında 6352 sayılı Kanun değişikliğine ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

Bununla birlikte, güncel TCK m. 134/2’de özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi bakımından iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

Somut olaylarda ise indirim, erteleme veya diğer bireyselleştirme hükümlerinin uygulanması sonucunda farklı sürelerde hapis cezaları ortaya çıkabilir. Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 02.10.2023 tarihli, E. 2020/948 ve K. 2023/3504 sayılı kararı ile 11.09.2023 tarihli, E. 2021/1746 ve K. 2023/2759 sayılı kararında 1 yıl 8 ay hapis cezasına ilişkin uygulamalar görülmektedir.

4. Şikâyet Koşulu ve Şikâyet Süresi

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu Şikâyete Tabi midir?

TCK’nın 139. maddesinin güncel metnine göre, kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme suçları dışındaki ilgili suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.

Bu nedenle TCK m. 134 kapsamında düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak şikâyete tabidir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 11.03.2024 tarihli, E. 2020/1609 ve K. 2024/1134 sayılı; 27.02.2023 tarihli, E. 2019/10404 ve K. 2023/570 sayılı; 14.09.2022 tarihli, E. 2020/11958 ve K. 2022/5680 sayılı kararlarında da bu husus vurgulanmıştır.

Şikâyet Süresi Ne Kadardır?

TCK’nın 73/1. maddesi uyarınca şikâyete bağlı suçlarda mağdurun, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyette bulunması gerekir.

Dolayısıyla özel hayatın gizliliğini ihlal edildiğini öğrenen kişinin, ayrıca faili de öğrenmiş olması koşuluyla, altı aylık süre içerisinde yetkili makamlara başvurması önem taşır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 16.03.2022 tarihli, E. 2022/883 ve K. 2022/2029 sayılı kararında da TCK’nın 73/1. maddesinde öngörülen altı aylık sürenin önemine dikkat çekilmiştir.

Aynı şekilde Yargıtay’ın 13.10.2014 tarihli, E. 2014/2926 ve K. 2014/19496 sayılı kararında da mağdurun altı aylık süre içerisinde yetkili makamlara müracaat etmesi gerektiği belirtilmiştir.

Şikâyetten Vazgeçme

Kovuşturma aşamasında mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi ve sanığın da vazgeçmeyi kabul etmesi halinde, şikâyete bağlı suç bakımından kamu davasının düşmesi gündeme gelebilir.

Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 04.09.2023 tarihli, E. 2020/936 ve K. 2023/2462 sayılı kararında, TCK’nın 139/1 ve 73/4. maddeleri ile CMK’nın 223/8. maddesi kapsamında kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.

Benzer şekilde 11.12.2024 tarihli, E. 2023/2826 ve K. 2024/7417 sayılı kararda da kovuşturma aşamasında şikâyet koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle kamu davasının düşmesine ilişkin değerlendirme yapılmıştır.

Buna karşılık, usulüne uygun bir şikâyetten vazgeçme beyanı bulunmuyorsa yargılamaya devam edilmesi gerekir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 02.12.2013 tarihli, E. 2013/2389 ve K. 2013/27458 sayılı kararında da bu husus değerlendirilmiştir.

5. Uzlaştırma Usulü

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu bakımından uzlaştırma hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı somut olay ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 24.03.2021 tarihli, E. 2020/7428 ve K. 2021/3090 sayılı kararında, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu dönemde, soruşturma aşamasında gerekli uzlaştırma işlemleri yapılmadan dava açılması ve kovuşturma aşamasında da eksikliğin giderilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Bu nedenle somut olayda suç tarihindeki ve yargılama tarihindeki mevzuatın birlikte değerlendirilmesi önem taşır. Ayrıca suçun yanında başka suçların da bulunması halinde uzlaştırma bakımından her suçun ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.

6. Benzer Suçlardan Ayrımı

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun doğru şekilde nitelendirilmesi için TCK m. 134 ile özellikle TCK m. 136 ve TCK m. 132 arasındaki farkların belirlenmesi gerekir.

KriterÖzel Hayatın Gizliliğini İhlal – TCK m. 134Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme – TCK m. 136
İçeriğin niteliğiKişinin başkalarınca bilinmesini istemeyeceği fiziksel veya cinsel mahremiyet alanı ve gizli yaşam olaylarıKişisel veri niteliğindeki ve özel hayat kapsamında bulunmayan bilgiler
ÖrneklerGizli ve mahrem fotoğraflar, özel yaşam görüntüleriAd-soyad, telefon numarası, alenileşmiş veya günlük kıyafetli fotoğraflar
ŞikâyetKural olarak şikâyete bağlıKural olarak şikâyete bağlı değildir
Yargıtay’ın yaklaşımıÖzel hayatın gizliliğinin ihlaliVerileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme

TCK m. 134 ile TCK m. 136 Arasındaki Fark

Yargıtay uygulamasında en önemli ayrımlardan biri, özel hayat kapsamında bulunan görüntüler ile yalnızca kişisel veri niteliğindeki görüntülerin birbirinden ayrılmasıdır.

Bir görselin TCK m. 134 kapsamında değerlendirilebilmesi için görüntünün kişinin mahrem veya gizli yaşam alanıyla bağlantılı olması önem taşır.

Günlük Kıyafetli Fotoğraflar

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 12.04.2017 tarihli, E. 2015/13582 ve K. 2017/3109 sayılı kararında, mağdurların günlük kıyafetleriyle poz verdikleri fotoğrafların özel yaşam alanına ilişkin görüntüler olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.

Bu nedenle söz konusu fotoğrafların hukuka aykırı şekilde Facebook üzerinden yayımlanması, somut olayın koşullarına göre TCK’nın 136/1. maddesinde düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu kapsamında değerlendirilmiştir.

Aynı yaklaşım Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 24.03.2014 tarihli, E. 2013/13720 ve K. 2014/7168 sayılı kararında da görülmektedir.

Yine Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 23.12.2020 tarihli, E. 2020/2234 ve K. 2020/7459 sayılı kararında, mağdurun bilgisi ve rızası dahilinde daha önce yayımlanan günlük kıyafetli fotoğrafların özel yaşam alanına ilişkin görüntüler olarak kabul edilemeyeceği değerlendirilmiştir.

Daha Önce Sosyal Medyada Paylaşılmış Fotoğraflar

Daha önce kişinin rızasıyla ve herkese açık şekilde sosyal medyada paylaştığı bir fotoğrafın daha sonra başka bir kişi tarafından kullanılması da her durumda TCK m. 134 kapsamında değerlendirilmeyebilir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 14.09.2022 tarihli, E. 2020/11958 ve K. 2022/5680 sayılı kararında, Facebook’ta herkese açık bir grupta daha önce rıza dahilinde paylaşılmış fotoğrafların özel hayat kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir.

Buna karşılık, görüntünün özel hayatın gizli veya mahrem alanına ilişkin olması halinde farklı bir hukuki değerlendirme yapılabilir.

Profil Fotoğrafları

Profil fotoğrafları bakımından da benzer bir yaklaşım söz konusudur.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 13.11.2019 tarihli, E. 2019/532 ve K. 2019/10827 sayılı kararında, kişinin kendi Facebook hesabındaki profil fotoğrafının başkaları tarafından görülmesini ve bilinmesini istemeyeceği özel yaşam alanına ilişkin bir görüntü olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.

Bu nedenle rıza dışında yayımlanan profil fotoğrafının somut olayın özelliklerine göre TCK m. 136/1 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Fotoğraf ve Telefon Numarasının Birlikte Paylaşılması

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 24.03.2021 tarihli, E. 2020/7428 ve K. 2021/3090 sayılı kararında, eski eşe ait günlük kıyafetli fotoğraf ile telefon numarasının Facebook’ta bazı ifadelerle birlikte yayımlanması değerlendirilmiştir.

Yargıtay, somut olayda eylemin TCK’nın 136/1. maddesinde düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturduğu sonucuna ulaşmıştır.

Gizli ve Mahrem Fotoğraflarda TCK m. 134 Uygulaması

Buna karşılık, paylaşılan görüntü doğrudan gizli veya fiziksel mahremiyete ilişkinse TCK m. 134 gündeme gelebilir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 19.01.2015 tarihli, E. 2014/4339 ve K. 2015/581 sayılı kararında, mağdurun üçüncü kişiler tarafından görülmesini ve bilinmesini istemediği özel ve gizli fotoğrafların ifşa edilmesi iddiası değerlendirilmiştir.

Yargıtay, bu tür bir eylemin TCK’nın 134/2. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Aynı ayrım Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 27.02.2023 tarihli, E. 2019/10404 ve K. 2023/570 sayılı kararında da görülmektedir.

7. Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçundan Ayrımı

İki kişi arasındaki mesajlaşma ve yazışmaların içeriğinin rıza dışında paylaşılması, her durumda özel hayatın gizliliğinin ihlali olarak nitelendirilmez.

Özellikle haberleşme içeriklerinin açıklanması söz konusu olduğunda TCK’nın 132. maddesinde düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu gündeme gelebilir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 11.03.2024 tarihli, E. 2020/1609 ve K. 2024/1134 sayılı kararında, sanığın şikâyetçiye ait haberleşme içeriklerini rıza dışında Facebook üzerinden ifşa etmesi TCK’nın 132/2. maddesi kapsamında değerlendirilmiştir.

Buna karşılık aynı olayda fiziksel mahremiyete ilişkin resimlerin ifşası TCK m. 134/2 kapsamında ele alınmıştır.

Dolayısıyla olayda paylaşılan içeriğin niteliği, suç vasfının belirlenmesi bakımından önem taşır.

8. Gerçek İçtima ve Fikrî İçtima

Birden Fazla Bağımsız Eylem Bulunması

Failin birbirinden bağımsız birden fazla eylem gerçekleştirmesi halinde her eylemin oluşturduğu suç ayrıca değerlendirilmelidir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 06.04.2015 tarihli, E. 2014/23302 ve K. 2015/5841 sayılı kararında, farklı hareketlerin tek bir fiil olarak kabul edilemeyeceği değerlendirilmiştir.

Somut olayda sahte Facebook hesabında özel hayat kapsamındaki fotoğrafların yayımlanması TCK m. 134 kapsamında değerlendirilirken, katılanın isim, soyisim ve fotoğrafı kullanılarak sahte Facebook hesabı oluşturulması TCK m. 136 kapsamında değerlendirilmiştir.

Ayrıca bilgisayarda katılana ait fotoğrafların bulunması da kişisel verilerin kaydedilmesi bakımından ayrıca ele alınmıştır.

Fikrî İçtima

Buna karşılık tek bir fiille birden fazla farklı suçun oluşması halinde TCK’nın 44. maddesinde düzenlenen fikrî içtima hükümleri gündeme gelebilir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 04.11.2015 tarihli, E. 2015/2511 ve K. 2015/16697 sayılı kararında, tek fiille birden fazla suçun oluşması halinde TCK’nın 44/1. maddesinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.

Benzer şekilde Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 13.11.2019 tarihli, E. 2019/532 ve K. 2019/10827 sayılı kararında da özel hayatın gizliliğinin ihlali ile verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarının kesiştiği bir olay değerlendirilmiştir.

Bu durumda suçların unsurları ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak, TCK m. 44 kapsamında daha ağır cezayı gerektiren suç üzerinden değerlendirme yapılması gerekebilir.

Özel Hayatın Gizliliğinin İhlali ve Hakaret

Tek bir paylaşım hem özel hayatın gizliliğinin ihlali hem de hakaret niteliğinde olabilir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 15.04.2024 tarihli, E. 2021/3211 ve K. 2024/1708 sayılı kararında, aynı fiille birden fazla suçun oluşması halinde TCK m. 44/1 hükümlerinin uygulanması gerektiği değerlendirilmiştir.

Somut olayın özelliklerine göre, daha ağır cezayı gerektiren suç üzerinden hüküm kurulması ve diğer suç bakımından ayrıca hüküm kurulmaması söz konusu olabilir.

9. Delil Elde Etme Amacıyla Yapılan Kayıtlar

Rıza dışında yapılan her kayıt mutlak olarak hukuka aykırı kabul edilmemektedir. Bununla birlikte, delil elde etmek amacıyla yapılan kayıtların hukuka uygunluğu oldukça dar ve somut olayın özelliklerine bağlı bir alandır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 11.09.2019 tarihli, E. 2019/4369 ve K. 2019/8633 sayılı kararında bu konuda istisnai bir değerlendirme yapılmıştır.

Buna göre kişinin kendisine karşı işlenen bir suçu yetkili makamlara sunmak ve ispatlamak amacıyla kayıt yapması, bazı şartların birlikte gerçekleşmesi halinde hukuka uygun kabul edilebilir.

Özellikle kişinin bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkânının olmadığı ani gelişen durumlar önem taşımaktadır.

Dolayısıyla bu istisnanın uygulanabilmesi için yalnızca “delil elde etme amacı” bulunması yeterli değildir. Somut olayın niteliği, kaydın nasıl ve hangi şartlarda yapıldığı, başka türlü delil elde etme imkânının bulunup bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma olanağı birlikte değerlendirilmelidir.

10. Sonuç

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, TCK’nın 134. maddesinde düzenlenmiş olup özellikle görüntü ve seslerin kaydedilmesi veya özel hayata ilişkin görüntü ve seslerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi şeklinde ortaya çıkabilir.

Bununla birlikte, her izinsiz fotoğraf veya görüntü paylaşımı TCK m. 134 kapsamında değerlendirilmez. Görüntünün özel hayatın gizli veya mahrem alanına ilişkin olup olmadığı, daha önce alenileştirilip alenileştirilmediği ve somut olayın diğer özellikleri önem taşır.

Bu nedenle TCK m. 134 ile TCK m. 136 arasındaki ayrımın yanı sıra, haberleşme içerikleri bakımından TCK m. 132’nin de dikkate alınması gerekir.

Son olarak, suçun şikâyete tabi olup olmadığı, şikâyet süresinin geçirilip geçirilmediği, uzlaştırma hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığı ve birden fazla suçun bulunması halinde içtima hükümlerinin nasıl uygulanacağı somut olay özelinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Trabzon ceza yargılamaları ve soruşturma süreçlerinde dosyanızın titizlikle incelenmesi için Trabzon ceza avukatı sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

WhatsApp