Makale

TRAFİK KAZALARINDA AÇILACAK TAZMİNAT DAVALARI

· Tazminat Hukuku

1. Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat Taleplerinin Kapsamı ve Koşulları

Trafik kazalarından doğan tazminat uyuşmazlıkları, temelini haksız fiil ve motorlu araç işletenin hukuki sorumluluğundan almaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 25.12.2023 tarihli, E. 2023/11282 ve K. 2023/14070 sayılı kararında belirtildiği üzere, araç işleteninin sorumluluğu kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği değerlendirilmekte olup hukuki dayanak olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56 ncı maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85 ve 88 inci maddeleri esas alınmaktadır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesinin güncel metninde yer alan:

“Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”

 

hükmü uyarınca hem doğrudan mağdur hem de belirli koşullarda mağdurun yakınları tazminat talep edebilmektedir. Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 04.10.2012 tarihli, E. 2011/10994 ve K. 2012/14380 sayılı kararında, her ne kadar trafik kazası nedeni ile vücut bütünlüğü ihlal edilen kişilerin yakınlarını dava açma hakkı bulunmasa da bazı olaylarda mağdurun eşi, çocuğu gibi çok yakınında olan ve kendisi de ağır üzüntü geçiren yakınlarının da dava açma hakkı olduğu ifade edilmiştir.

Maddi Tazminat Taleplerinin Kapsamı

Yargı kararlarına yansıyan talepler temel olarak bedensel zararlar ile araç ve eşya zararları olmak üzere iki ana grupta toplanmaktadır:

  • Bedensel Zararlar: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 10.11.2022 tarihli (E. 2021/18373, K. 2022/14447) kararında uyuşmazlığın “Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarara dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.” tespitiyle ele alındığı görülmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 17.12.2024 tarihli (E. 2022/16690, K. 2024/13104) ve 30.06.2022 tarihli (E. 2021/25147, K. 2022/9851) kararlarında bedensel zarar kalemleri; sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, belgelendirilemeyen tedavi giderleri ve adli tıp rapor ücreti ile sürekli iş göremezlik zararının, 500,00 TL geçici iş göremezlik zararının ve 500,00 TL bakıcı giderinin şeklinde sıralanmıştır. Ayrıca, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 04.10.2012 tarihli (E. 2011/10994, K. 2012/14380) kararında tedavi giderlerine ve çalışma gücü kaybına dayalı talepler incelenmiştir. Öte yandan, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 11.12.2019 tarihli (E. 2018/374, K. 2019/11826) kararında, 6111 sayılı Kanun ile tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanacağının hüküm altına alındığını vurgulayan yasal düzenlemeye dikkat çekilmiştir.

  • Araç ve Malvarlığı Zararları: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 22.02.2023 tarihli, E. 2021/23211 ve K. 2023/2259 sayılı kararına göre maddi tazminat; davacı aracının uğradığı değer kaybının, hasar bedelinin, davacının yaptığı otopark ve çekici masrafları da dahil tüm masraf ve zararların tespiti ile kazanç kaybı tazminatı taleplerini kapsamaktadır. Kararda ayrıca, poliçeden doğan sorumluluğun sigortalının kusuru oranında olmak üzere maddi zararlarda azami 20.000,00 TL ile sınırlı olduğu belirtilerek sigortacının poliçe teminat sınırına işaret edilmiştir.

Manevi Tazminat Taleplerinin Niteliği

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 20.11.2017 tarihli, E. 2015/4898 ve K. 2017/10708 sayılı kararında manevi tazminatın mahiyeti şu şekilde açıklanmıştır:

“Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.”

 

Aynı kararda ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 05.12.2018 tarihli (E. 2016/1691, K. 2018/11802) ilamında, manevi tazminatın takdirinde mülga Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi ile 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartların da açıkça gösterildiği tespiti uyarınca hakkaniyet ve tatmin amacının gözetilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

2. Tazminat Miktarının Belirlenmesi ve Aktüeryal Hesaplama Unsurları

Tazminat miktarının tespiti, kazadaki kusur dağılımı, maluliyet oranı ve aktüeryal hesaplama standartlarının birlikte değerlendirilmesiyle gerçekleştirilmektedir.

Kusur ve Maluliyet Oranlarının Belirlenmesi

  • Kusur Durumu: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 16.09.2025 tarihli (E. 2024/6397, K. 2025/12496) ve 28.11.2024 tarihli (E. 2022/14307, K. 2024/11764) kararlarında, tazminatın uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı ve oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirlenen kusur oranının hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre belirleneceği teyit edilmiştir.

  • Maluliyet Derecesi: Maluliyetin tespiti bakımından kaza anındaki mevzuat hükümleri uygulanmaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (E. 2022/14307, K. 2024/11764), maluliyetin kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun biçimde belirleyen uzman heyet raporunun karara esas alınmış olmasına dayanması gerektiğini belirtmiştir. Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 16.09.2025 tarihli kararında Adli Tıp Kurumu’nun 11.11.2013 günlü raporu ile davacının olay nedeniyle %72 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği tespiti hükme esas alınmıştır.

  • Müterafik Kusur İndirimi: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 17.12.2024 tarihli (E. 2022/16690, K. 2024/13104) kararında, emniyet kemerinin takılı olmadığının anlaşılması halinde başvuranın tazminat hesaplamasında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği kurala bağlanmıştır. Buna karşılık, somut olayda indirim koşulları bulunmuyorsa, Dairenin 28.11.2024 tarihli (E. 2022/14307, K. 2024/11764) kararında olduğu üzere bu nedenle tazminattan indirim yapılmayışında isabetsizlik görülmemesine kanaat getirilmektedir. Ayrıca, aynı Dairenin 14.05.2025 tarihli (E. 2025/2825, K. 2025/7772) kararında, müterafik kusur veya uzlaşmaya dair delil sunulmaması durumunda bu iddiaların dikkate alınmayacağı belirtilmiştir.

  • SGK Ödemelerinin İndirimi: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 17.12.2024 tarihli (E. 2022/16690, K. 2024/13104) ilamında, peşin sermaye değerli rücuya tabi aylık bağlanıp bağlanmadığının sorulması ve bağlanmış ise bu tutarın tazminattan indirilmesi gerektiği bildirilmiştir. (Not: 6098 sayılı Kanun’un 55. maddesinde 31.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun ile yapılan ekleme uyarınca çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile destekten yoksun kalma zararlarına ilişkin yasal çerçeve güncellenmiştir).

Hesaplama Metodolojisi (Aktüerya)

Maddi zararların hesabında Yargıtay yerleşik içtihatları doğrultusunda aktüer raporları esas alınmaktadır:

  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 14.05.2025 tarihli (E. 2025/2825, K. 2025/7772) kararında Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve Yargıtay içtihatları gereği TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant esasına göre yapılan hesaplamanın esas alınması gerektiği ifade edilmiştir.

  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 28.11.2024 tarihli kararında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz progresif rant yöntemi ile düzenlenen ve Dairenin yerleşik uygulamalarına uygun biçimde ve usulünce hesap eden aktüer raporunun karara esas alınmış olmasına dayanıldığı belirtilmiştir. Aynı esaslar 09.02.2023 tarihli (E. 2022/9057, K. 2023/1533) kararda da yer almaktadır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi de 11.12.2019 tarihli kararında maluliyet tazminatı hesabında TRH-2010 tablosu ile %1,8 teknik faiz oranının esas alınması gerektiğini belirtmiştir.

Manevi Tazminat Miktarını Etkileyen Kriterler

Manevi tazminat miktarı belirlenirken hâkimin takdir yetkisi belirli objektif unsurlarla sınırlıdır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 20.11.2017 tarihli (E. 2015/4898, K. 2017/10708) kararına göre:

“Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır.”

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 25.12.2023 tarihli (E. 2023/11282, K. 2023/14070) kararında ise davacı küçüğün yaralanma derecesi, davacı anne ve babanın yaralanana yakınlığı, olayın vahameti ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında yetersiz tazminat takdiri halinde davacılar yararına daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir gerekçesiyle kararlar denetlenmektedir. Öte yandan, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 04.10.2012 tarihli (E. 2011/10994, K. 2012/14380) ilamında da orantılılık aranarak herhangi bir yaralanmanın olmaması ve olayda yaralananlara takdir edilen tazminat miktarı dikkate alındığında takdir edilen manevi tazminatın fazlalığına dikkat çekilmiştir.

3. Başvuru Şartları, Dava Süreci ve Zamanaşımı Esasları

Dava Ön Şartı ve Başvuru Usulü

Trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinde dava açmadan veya Sigorta Tahkim Komisyonu yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna müracaat zorunludur.

  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 17.12.2024 tarihli (E. 2022/16690, K. 2024/13104) kararında usulüne uygun ön başvuru yapılmadığından başvurunun usulden reddi gündeme gelebilmektedir.

  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 20.03.2023 tarihli (E. 2023/1283, K. 2023/4058) kararında davacı tarafça Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvurudan önce davalı tarafa tazminatın ödenmesi için başvurulmuş olmasına işaret edilmiş; ayrıca vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin (13) numaralı fıkrasının uygulanması gerektiği göz önüne alınarak AAÜT’nin 13. ve 17. maddeleri gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.

Güvence Hesabına Başvuru

Faili veya plakası belirlenemeyen araçların neden olduğu kazalarda sorumluluk Güvence Hesabına yöneltilmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 10.11.2022 tarihli (E. 2021/18373, K. 2022/14447) kararında; 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14. maddesinde hangi hallerde Güvence Hesabının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Davaya konu olayda araç sürücüsünün ve plakasının tespit edilememesi nedeniyle Güvence Hesabının zarardan sorumlu olduğu anılan yasa uyarınca belirtilmiştir tespiti yer almaktadır. Ayrıca, 5684 sayılı Kanun’un 14. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde de Hesaba, sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için başvurulabileceği hükme bağlanmıştır.

Zamanaşımı Süreleri ve Uygulanması

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesinin güncel metni şu şekildedir:

“Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır. Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır.”

 

Yargıtay kararlarında zamanaşımına ilişkin öne çıkan temel kurallar şunlardır:

  • Temel Süreler: Zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her halükarda kaza tarihinden itibaren 10 yıldır (Yargıtay 4. HD, E. 2021/18373, K. 2022/14447; Yargıtay 17. HD, E. 2011/3427, K. 2011/10522; Yargıtay 17. HD, E. 2016/11018, K. 2019/4318).

  • Uzamış (Ceza) Zamanaşımı: Eylemin aynı zamanda suç teşkil etmesi durumunda, ceza kanunundaki daha uzun süreler tazminat davasında da geçerli olur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 10.11.2022 tarihli kararında mahkeme taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 14.11.2011 tarihli (E. 2011/3427, K. 2011/10522) ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 30.06.2022 tarihli (E. 2021/25147, K. 2022/9851) kararlarında: “Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektiren bir eylem olmasını yeterli görmekte; bunun dışında, eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma yapılmasını, ceza davası açılmış olmasını veya mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı koşulunu aramamaktadır” ilkesi vurgulanmıştır.

  • Eylemin Niteliğine Göre Uygulanan Süreler: Taksirle yaralama halinde TCK m.66 gereği 8 yıllık dava zamanaşımı uygulanmaktadır (Yargıtay 4. HD, E. 2024/6397, K. 2025/12496). Taksirle öldürme halinde ise 5237 sayılı TCK’nın 85/1. maddesi gereğince 15 yıllık dava zamanaşımı süresi geçerlidir (Yargıtay 4. HD, E. 2018/1691, K. 2019/5589).

  • Islah ve Zamanaşımı İlişkisi: Dava sürecinde talep artırımı yapıldığında zamanaşımı her talep bölümü için ayrı denetlenmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 16.09.2025 tarihli (E. 2024/6397, K. 2025/12496) kararında 10 yıllık azami sürenin dava tarihinde aşılmadığı, asgari sürenin rapordan başlayacağı ancak ceza zamanaşımının 10 yıllık süreyi uzatmaya elverişli olmadığından ıslahla arttırılan bölümlerin zamanaşımına uğradığı tespiti yapılmıştır.

  • Def’i Olarak İleri Sürülmesi: Zamanaşımı resen gözetilmeyip süresinde ileri sürülmelidir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 03.06.2014 tarihli (E. 2013/8704, K. 2014/8879) kararında, davalı vekilinin süresinde ileri sürdüğü zamanaşımı itirazının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

4. Yargı Uygulamasındaki Temel Yaklaşımlar ve Görüş Ayrılıkları

Yargıtay dairelerinin kararlarında özellikle zararın öğrenilmesi anı ve gelişen durum kavramı bağlamında tartışmalar mevcuttur:

Hukuki MeseleDaire Yaklaşımı / Çoğunluk GörüşüKarşıt Yaklaşım / Karşı Oy
Zararın Öğrenilmesi ve Maluliyet RaporuBedensel zararın gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmeli görüşü uyarınca, maluliyet oranının raporlandığı tarih öğrenme sayılmamaktadır (Yargıtay 4. HD, E. 2021/11430, K. 2022/4789).Yargıtay 17. HD’nin 04.11.2014 tarihli (E. 2014/13900, K. 2014/15049) karşı oyunda; zarar görenin zararı öğrenmesinden amaç, davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olmasıdır denilerek zararın tüm unsurlarıyla bilinmesi aranmıştır.
Gelişen Durum (Zamanaşımı Başlangıcı)Olay sonucu meydana geldiği halde başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen sonuçlar olarak tanımlanabilir; gelişen durumun bulunması durumunda zamanaşımı, gelişen durumun sona ermesi ile başlar (Yargıtay 17. HD, E. 2013/6311, K. 2013/17824).Tedavinin ve gelişen durumun ne zaman sona erdiğinin tespiti için özel bilirkişi/sağlık kurulu raporu alınması zorunludur.
Ceza Zamanaşımının Uygulama AlanıEylemin suç teşkil etmesi kural olarak uzamış zamanaşımını devreye sokar ve fail hakkında ceza davası veya mahkumiyet şartı aranmaz (Yargıtay 4. HD, E. 2021/25147, K. 2022/9851).Yargıtay 4. HD’nin 30.06.2022 tarihli (E. 2021/13758, K. 2022/9839) kararında, ceza zamanaşımının tazminat davası açma süreleri üzerindeki etkisi bakımından farklı hukuki yaklaşımlar bulunmaktadır.

Tüm bu hususlar çerçevesinde; trafik kazası tazminat taleplerinde başvuru şartının usulüne uygun yerine getirilmesi, kaza tarihindeki mevzuata uygun maluliyet raporunun alınması, aktüeryal hesaplamada TRH 2010 tablosu ile progresif rant esaslarının gözetilmesi ve ıslah dilekçeleri dahil olmak üzere uzamış ceza zamanaşımı sürelerinin hassasiyetle takip edilmesi gerekmektedir.

WhatsApp